Müslümanların, Kur'ân-ı Kerîm’e karşı gösterdikleri önemi, başka hiçbir toplum kendi kutsal kitabına göstermemiştir. Kur'ân’ın, gerek ezberlenmesi, gerek üzerinde düşünülmesi ve gerekse bir kitap haline getirilmesi, inananlar tarafından büyük bir titizlikle yapılmış, bundan sonra da yapılmaya devam edecektir.
İnsanlık tarihinde herhangi bir toplumun herhangi bir kitabı ezberlediği ve bu ezber işini de asırların geçmesine rağmen nesilden nesile devam ettirdiği görülmüş değildir. Öyle bir ezberleme ki, şehirlerde, köylerde hatta memleketin her tarafında, büyük-küçük, genç-ihtiyar herkes ezberlemiş, bununla da kalmayıp, herhangi bir Kur'ân okuyucusu, merkeze en uzak yerlerden birinde, onun bir kelimesini ya da bir harfini yanlış okuduğunda, yaptığı bu yanlışı anında düzeltecek ve onu doğru okunuş şekline yönlendirecek birisi mutlaka bulunmuştur.
Hz. Peygamberin (s.a.s.) kırktan fazla vahiy katibi vardı. Bu vahiy katipleri, Resûlullah’a (s.a.s.) inen her vahiy parçasından hemen sonra, ashabın huzurunda bunları yazıyorlardı. Bunların dışında diğer ashap da kendi güç ve imkanları ölçüsünde, inen bu vahiy bölümlerini yazma ya da başkasına yazdırma konusunda adeta yarışıyorlardı. Aynı zamanda ashap, ezberledikleri âyetleri, indiği şekliyle ezberlemek için, sabah-akşam Resûlullah’a (s.a.s.) okuyorlardı.
Kur'ân'ın indiği dönemde çeşitli bahanelerle Kur'ân’a karşı yakışıksız sözler söyleyen insanlar bulunduğu gibi, günümüzde hatta bundan sonraki dönemlerde de buna benzer iftiraların olması mümkündür. Ancak Kur'ân, yakından tanındığı, onun nasıl bir kitap olduğu, korunması konusundaki eşsizliği vs. gerçek anlamda bilindiğinde, bu şüphelerden hiçbirinin geçerli olmayıp, sadece birtakım mülahazalardan dolayı ortaya atılmış ve yakından Kur'ân'ı bilmeyenlerin kafasını karıştırmaya yönelik tereddütlerden ibaret olduğu görülecektir.
Kur'ân’la ilgili elimizde bolca kaynak bulunmaktadır. Onunla ilgili tartışılmadık, yazılmadık bir konu yok gibidir. Fakat günümüz insanının baş döndürücü hızlılıktaki hayat akışı içerisinde her konuyu araştırmasına, öğrenmesine ve bu konulardaki şüphelerinin cevaplarını bulmasına vakti yok denecek kadar az ya da hiç yoktur. Bir de günümüz iletişim araçlarının sınır tanımaz bilgi akışı ve bu bilgi akışında kasıtlı olarak Kur'ân ve İslam hakkında ortaya atılan çeşitli yayınları düşündüğümüzde, bu konularla ilgili pratik sayılacak kitapların hazırlanması bir zorunluluk gibi karşımıza çıkmaktadır.
İşte elinizdeki kitap bu gaye ile hazırlanan bir çalışmadır. Kur'ân’la ilgili değişik yerlerde sorulan, gerek bilgilenme amacına gerekse şüpheler olarak karşımıza çıkabilecek olan sorulara verilen cevaplardan bir araya gelmektedir. Kitaptaki konuları, soru cevap halinde ele almayı uygun bulduk. Zira bazen bir konu, soru haline getirilip okunduğunda, daha dikkat çekici ve akılda kalıcı olmaktadır. Ayrıca hazırlanan sorularda, gerek ülkemizde gerekse yabancı ülkelerde yaşayan Müslümanlara sorulan ve onların akıllarına takılan konulardan seçilmesine dikkat edildi.
Kitaptaki konular, 12 ayrı bölüme ayrılarak işlendi. Bu bölümler şunlardan oluşmaktadır: Kur'ân'ın tanımı ve isimleri, vahyin tanımı ve mahiyeti, Kur'ân'ın âyetleri ve âyetler hakkındaki farklı konular, Kur'ân'ın sureleri, Kur'ân'ın toplanması ve çoğaltılmasıyla ilgili meseleler, Kur'ân'ın dili ve üslup özellikleri, Kur'ân'ın eşsizliği ve korunmuşluğu,Kur'ân'ın muhtevası ve temel konuları, evrenselliği, tefsiriyle ilgili meseler ve Kur'ân'ı okuma adabı.
Kitapta faydalanmış olduğumuz kaynaklar, okuyucunun zihnini dağıtmasın ve hacmini arttırmasın diye her alıntıdan sonra verilmeyip, kaynakça kısmında tamamı verilmiştir. Sadece âyet ve hadislerin, geçtiği yerlerde kaynağı verilmiştir. Eserin faydalı olmasını Yüce Allah’tan diler, hayırlara vesile kılınmasını temenni ederim.



































